15 Temmuz'un 10. Yılında Devlet Yöneticileri Darbe Gecesinin Kritik Anlarını Anlattı
15 Temmuz darbe girişiminin 10. Albayrak'ın bu açıklaması, örgütün devlet kurumlarına ne kadar derinden sızındığını göstermesi açısından önem taşıyordu.

15 Temmuz darbe girişiminin 10. yılında, o gecenin tanıkları ilk kez detaylı anlatımlarıyla kamuoyuna açıldı. Enstitü Sosyal binasında düzenlenen forumda, dönemin İstanbul İl Emniyet Müdürü, Hazine ve Maliye Bakanı, Adalet Bakanı ve dönemin başbakan danışmanı gibi önemli isimlerin yer aldığı panelde, darbecilerin eylemsizleştirilmesi sürecinde alınan kritik kararlar detaylandırıldı. Halkın sokaktaki mücadelesi kadar, emniyet ve adalet kurumlarının gösterdiği kararlılık da olayın seyrini belirlemişti.
İçindekiler ›
Polisten Darbecilere İlk Direniş
Darbe başladığında Vatan Caddesi'ndeki makamında bulunduğunu belirten İstanbul İl Emniyet Müdürü Mustafa Çalışkan, askerin polisin silahlarına el koymaya çalıştığı haberini aldığı anda refleksle verdiği emrin sonraki saatlerde tüm ülkeyi etkileyen bir direnişin temelini attığını anlattı. Çalışkan, duyduğu haberin hemen ardından telsizden tüm personele gönderdiği emri şöyle özetledi:
"Hiçbir polis silahını asla teslim etmeyecek. Gerekirse karşı koyulacak, gerekirse silah kullanılacak."
Bu talimatın sadece İstanbul'da değil, kısa sürede dalga dalga sosyal medya ve telsiz kanallarıyla yayılarak Türkiye genelinde direnişin en önemli kırılma noktalarından biri haline geldiğini vurgulayan Çalışkan, o anın çok kritik bir tereddüt dönemini ortadan kaldırdığını ifade etti. Emniyet teşkilatının silahlı mukavemete hazır olduğu mesajı yayıldıkça, darbeciler de kontrol altında tutabileceği alanlar daralmaya başlamıştı.
Havalimanı İçin Verilen Emir
Çalışkan, gecenin ilerleyen saatlerinde doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştüğünü ve İstanbul'daki kalabalık direniş hareketinin kendisine cesaret verdiğini anlattı. Şehirde ellerinde sadece bir adet zırhlı araç bulunmasına rağmen darbecilerin kontrolündeki alan genişlemesini önlemeyi başardıklarını belirten Çalışkan, Erdoğan'ın havalimanının durumu hakkında sorması üzerine verilen talimatı paylaştı.
Çalışkan, "Gerekirse orada ölün ama bana 15-20 dakika içinde kuleyi geri aldık diye cevap verin" direktifinin ardından, havalimanındaki emniyet müdürü ve asker arasındaki koordinasyonun sağlanarak kule güvenliğinin sağlandığını açıkladı. Bu müdahale, darbecilerin hava sahasını kontrol etme planlarını kısmen engellemeyi başarmıştı.
TBMM'nin Kapanmadığı Karar
Parlamento binasının darbeciler tarafından bombalandığını belirten TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, o geceyi "86 milyonun toptan bombalanması" olarak nitelendirdi. Bozdağ, o anı şöyle anlattı:
"Korktular 'demesinler, darbeciler 'başardık' iftirasını yaymasınlar diye konuşmamı kesmedim. Meclis Başkanı İsmail Kahraman'a, 'Biz eğer Meclisi kapatırsak meydanda olan meydanda kalmaz. Bize düşen burada ölmektir' diyerek direnme kararı aldık."
Bozdağ, Genel Kurul'un kapatılmadığı bu kararın, ülkede yasal sürekliliğin korunması anlamına geldiğini ve bu sebeple tarihte Meclis'in ikinci kez gazi ünvanını kazandığını ifade etti. Parlamento'nun açık kalması, darbecilerin "kontrol sağladığı" mesajını zayıflatmıştı.
Liderlik ve Halk Dayanışması
Bozdağ, darbenin seyrini değiştiren en önemli unsurun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın halkı meydanlara çağırması ve ölümünü göze alarak mücadele etmesi olduğunu vurguladı. Erdoğan'ın, darbecilerin kontrolündeki hava sahasına rağmen ailesini de beraberinde alarak İstanbul'a geçtiği ve halkın arasına karıştığı gerçeğine dikkat çeken Bozdağ, şunları kaydetti:
"Eğer bir ülkenin lideri bütün ailesinin ölümünü göze alarak demokrasi ve milli irade için mücadele verirse, onu seçen millet de onun peşinden gider."
Bozdağ, bu durumu tarihle bağlantılı olarak değerlendirerek, 1919'da Gazi Mustafa Kemal'in Anadolu'ya çıktığında milletin onun arkasında yekvücut olmasıyla, 2016'da Erdoğan'ın arkasında 86 milyonun toplanması arasında paralel bir durum gördüğünü belirtti. Bu iki anı, liderlik ve halk desteğinin gücünü gösteren tarihsel kırılma noktaları olarak tanımladı.
FETÖ Tehdidi ve Uçağın Pilotsuz Kalmayı Sonlanması
Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak ise, o gecenin kendisi açısından tehlikeli anlarından birini paylaşarak, uçağında bulunan pilotlardan birinin FETÖ mensubu olduğunu ve darbe başladıktan sonra ne yapacağı bilinmeyen bir durum oluştuğunu anlatmak istedi. Albayrak'ın bu açıklaması, örgütün devlet kurumlarına ne kadar derinden sızındığını göstermesi açısından önem taşıyordu.
Forum, toplam olarak darbenin demokrasi ve milli irade açısından taşıdığı önemi, Türkiye'nin vesayet ve darbe tarihi içindeki konumunu ve gelecek nesillere aktarılması gereken dersler üzerinde odaklanmıştı.
Atatürk ile Erdoğan Paralelliği
Bozdağ'ın vurguladığı temel nokta, Türkiye tarihinde iki lider etrafında halkın birleşmesi olayının ne kadar nadir olduğuydu. 100 yıl arayla, iki farklı dönemde, iki farklı lider etrafında "86 milyon yekvücut olması" durumu, Bozdağ tarafından bir liderlik ölçütü olarak sunuldu. Bu çerçevede, 15 Temmuz gecesi meydanlara çıkan halkın davranışı, devlet kurumlarının direnişi ve liderliğin birleşmesinin ne denli güçlü bir kombinasyon oluşturduğu ortaya kondu.
15 Temmuz darbe girişiminde Mustafa Çalışkan'ın verdiği emir ne oldu?+
Havalimanı kule için Cumhurbaşkanı Erdoğan hangi talimatı verdi?+
TBMM neden darbe gecesi kapatılmadı?+
Berat Albayrak'ın uçağındaki FETÖ pilotu sorunu ne idi?+
Bekir Bozdağ, Atatürk ile Erdoğan arasında hangi paraleli çizdi?+
Bülten Aboneliği
Haftada bir, teknoloji ve dijital dünyadan seçtiklerimiz e-postanda. Spam yok, sadece içerik.


