Almanya BM Güvenlik Konseyi Seçiminde Tarih Yazarak Elendi
Almanya, 3 Haziran'da yapılan BM Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçiminde Portekiz ve Avusturya'nın gerisinde kalarak ilk kez başarısız oldu.

Almanya, geçtiğimiz günlerde yapılan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi geçici üyelik seçiminde 2027-2028 dönemi için seçilemeyen ülke oldu. 3 Haziran'da gerçekleştirilen oylamada, Portekiz 134 oy alarak seçilirken, Avusturya ise 131 oy kazandı. Almanya ise yalnızca 104 oy alarak ön seçim turunda elendi. Bu sonuç, Batı Avrupa'nın ekonomik ve siyasi gücü olarak nitelendirilen ülke için tarihî bir başarısızlık demektir. Öncesinde çok sayıda ülkenin destek taahhüdünde bulunduğu Almanya'nın başarısız olması, Berlin yönetiminin küresel izolasyon endişesini artırdı.
Başbakan Merz Döneminin Diplomatik DarbesiSeçim sonucu Friedrich Merz hükümeti için özellikle acı oldu. Merz, son ayların yoğun diplomasi çabalarında, özellikle Ukrayna savaşı ve Avrupa'da yapılması planlanan reformlar konusunda Almanya'nın lider konumunu sık sık vurgulamıştı. Ancak seçim öncesinde gizli uyarılarda bulunan diplomatlar, Alman hükümetinin İsrail ve ABD Başkanı Donald Trump'a yönelik politikası nedeniyle bedelini ödeyeceğini işaret etmişti. Almanya'nın güven kaybettiği hissiyatı, Avusturya gibi çok daha küçük bir komşu ülkenin daha fazla oy almasıyla daha da belirginleşti.
Uluslararası Hukuk Konusundaki Çifte StandartBerlin Hür Üniversitesinde görev yapan siyaset bilimci Prof. Dr. Hajo Funke, başarısızlığın temel nedenini Alman dış politikasının tutarsızlığına bağladı. Funke, Almanya'nın İsrail'in Gazze'de ve Lübnan'ın güneyinde yürüttüğü savaşlara karşı hiçbir eleştiri yöneltmemesine karşılık, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı saldırısını her koşulda kınadığını belirtti. Bu çifte standart, uluslararası hukuka olan saygının sorgulanmasına neden oldu.
Funke'ye göre, Almanya'nın BM'deki başarısızlığı yalnızca Dışişleri Bakanı Johann Wadephul değil, aynı zamanda kritik bir dönemde görev yapan Başbakan Merz için de büyük bir yenilgidir. Akademisyen, deneyimli Alman diplomatların bu görüşü paylaştığını ve İsrail, Rusya ve Ukrayna hükümetlerine eşit şekilde itidallı davranılması gerektiğini vurguladığını ifade etti.İsrail Sorununda Almanya'nın Ikilemli Duruşu
Almanya'nın İsrail politikası, seçim kaybının arka planında kritik bir role sahip. İkinci Dünya Savaşı sırasındaki Yahudi Soykırımı'na ilişkin tarihi sorumluluğa atıfta bulunarak, Avrupa Birliği'nde İsrail'e karşı yaptırımları her zaman engelleyen Berlin, İsrailli hükümetin Gazze'deki çatışmalar, Lübnan'daki operasyonlar ve Batı Şeria'daki tartışmalı politikalar konusunda sessiz kalmayı tercih etti. Özellikle güney yarımküredeki ülkeler, Almanya'nın bu taraflı tutumunu anlamadı ve protesto etti. BM Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı'nın (UNRWA) faaliyetlerine ilişkin kararları da, bu hoşnutsuzluğu artırdı.
Almanya'nın Daha Geniş Krizinin BelirtisiSeçim sonucu, Almanya'nın yaşadığı çok daha kapsamlı bir krizin belirtisidir. Enerji, ekonomi ve göç politikalarında yaşanan sorunların ardından gelen Angela Merkel'in 16 yıllık dönemi ve sonrasında Olaf Scholz liderliğindeki 3 yıllık koalisyon, ülkeyi siyasi ve ekonomik olarak zayıflattı. Günümüzde Almanya, ekonomik gücü bakımından giderek gerileyen ve siyasi açıdan ciddiye alınmayan bir ülke olarak görülüyor. "Made in Germany" etiketi, bir zamanlar kalite simgesi iken, artık yüksek maliyetler ve verimsizlikle özdeşleştirilmektedir.
Euronews analisti yorumları, Almanya'nın bir "yoğun bakım hastasına" dönüştüğünü vurguladı. Ülke, siyasi açıdan uzun zamandır pragmatizm ile ideolojik projeler arasında dengesini kaybetti. Muhafazakar partiler, birçok konuda kendilerini ileri görüşlülere dönüştürürken, siyasi zemin kaygan hale geldi. Bunun sonucu olarak, Avrupa'nın ekonomik motoru olması gereken Almanya, müze benzeri bir statüye düştü.
Önemli Bir Sorunun UyarısıSeçim sonucu, uluslararası hukuka dayanan düzen ile pragmatik menfaatler arasındaki çatışmanın, devletleri ne denli zor bir konuma sokabileceğini gösterdi. Sosyal Demokrat Parti'nin dış politika sözcüsü Adis Ahmetovic, bu durumu açıkça ifade etti: "Uluslararası hukuk, kurallara dayalı uluslararası düzenin temelidir ve herkes için eşit şekilde geçerli olmalıdır. Farklı standartlar izlenimi oluştuğunda güvenilirlik zarar görür."
Almanya'nın Dünya Savaşı'ndan bu yana kurduğu uluslararası itibarı koruma çabası, tarihsel sorumluluk ve günümüz jeopolitik menfaatleri arasında uzun süredir sıkışmış durumdadır. BM seçimindeki başarısızlık, bu uzlaşmazlığın gözle görülür bir sonucudur.
Almanya BM Güvenlik Konseyi seçiminde kaç oy aldı?+
Almanya'nın seçim kaybetmesinin sebebi ne olarak gösteriliyor?+
Almanya neden İsrail'in politikasını eleştirmiyor?+
Bu seçim sonucu Almanya'nın uluslararası konumunu nasıl etkiledi?+
BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliği nedir?+
Bülten Aboneliği
Haftada bir, teknoloji ve dijital dünyadan seçtiklerimiz e-postanda. Spam yok, sadece içerik.


