Anayasa Mahkemesi KHK'lı Öğretmene Tazminat Ödenmesine Karar Verdi
Karar, 2016'daki Olağanüstü Hal döneminde iptal edilen binlerce görevliye yasal açılım sağlayabilir. İdare Mahkemesi 2 Ekim 2020'de davayı reddetti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 2016 yılında Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (667 sayılı KHK) gerekçesiyle çalışma izni iptal edilen bir öğretmenin, yaklaşık üç yıl boyunca mesleğini icra edememesinden kaynaklanan zararlarının karşılanması gerektiğine oybirliğiyle hükmetti. Öğretmenin hukuka aykırı biçimde uğratıldığı maddi ve manevi hasarın tazmin edilmemesi, mülkiyet hakkı ile özel hayata saygı hakkının ihlaline niteliklendirildi.
İçindekiler ›
Olayın Başlangıcı ve Yasal Süreç
Abdülhakim Alperen Sarı adlı başvurucunun öğretmenlik çalışma izni, 23 Temmuz 2016'da yayımlanan 667 sayılı KHK uyarınca eğitim kurumunun kapatılması nedeniyle 21 Temmuz 2016 tarihinde Milli Eğitim Bakanlığı onayıyla iptal edildi. Başvurucu, iptal edilen iznin iadesi için 29 Mayıs 2018'de Milli Eğitim Bakanlığına başvurdu; ancak başvuru Ankara Valiliği Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından 11 Temmuz 2018'de reddedildi.
Bu olumsuz karara karşı Ankara 12. İdare Mahkemesinde dava açan başvurucu, davada kurumdan 17 Temmuz 2016'da istifa ettiğini ve 20 Temmuz 2016'da ihtarname göndererek alacaklarının ödenmesini istediğini belirtti. İdare Mahkemesi, 28 Mart 2019'da işlemi iptal etti ve başvurucunun okulun kapatıldığı tarihten önce kurumdan ayrıldığını teyit etti. Milli Eğitim Bakanlığı istinaf yoluna başvurmuş olsa da, Ankara Bölge İdare Mahkemesi 6 Aralık 2019'da istinaf başvurusunu reddetti. Danıştay Sekizinci Dairesi ise 23 Ocak 2024'te bölge mahkemesinin kararını onadı.
Tazminat Talebi ve Mahkeme Kararları
İdare Mahkemesinin iptal kararı sonrasında başvurucuya 29 Ağustos 2019'da yeniden çalışma izni verilmesine rağmen, üç yıllık istihdam kaybı ve maddi hasarın telafi edilmemesi sorunu devam etti. Başvurucu, 2 Eylül 2019'da Ankara 14. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açarak 20.000 TL maddi tazminat ve 10.000 TL manevi tazminat talep etti. Davada, aylık 3.500 TL maaşla çalıştığını, hukuka aykırı işlem nedeniyle yaklaşık üç yıl mesleğini icra edemediğini ve bu dönemde ailesinden aldığı destekle geçimini sağladığını öne sürdü.
Ankara 14. İdare Mahkemesi 2 Ekim 2020'de davayı reddetti. Ancak Ankara Bölge İdare Mahkemesi 18 Şubat 2021'de karar verdi ve isteme kısmen uygun buldu. Bölge mahkemesi, hukuka aykırı işlemin sonuçlarının çıkarılmadığını, zararın bir kısmının başvurucuya yüklenmesinin haksız ve hukuksuz olduğunu saptadı. Karar, Danıştay Sekizinci Dairesince onandı ve kesinleşti.
AYM'nin Anayasal Koruma Kararı
Başvurucunun 2021/15434 başvuru numarasıyla AYM'ye gittiği dosya, anayasal hakların ve mülkiyet ilkelerinin temel bir örnek olay haline geldi. Mahkeme, hukuka aykırı işleme maruz kalan kamu görevlisinin, yasal sürecin tamamlanmasından sonra bile zararlarının karşılanmadığı durumda, Anayasa'nın 17. Maddesi (Mülkiyet Hakkı) ve 20. Maddesi (Özel Hayata Saygı Hakkı) kapsamında koruma alması gerektiğine vurgu yaptı.
"Başvurucunun çalışma izninin iptal edilmesi, mahkeme kararı ile işlemin iptali ve bu işlemin yeniden çalışma izni verilmesine rağmen, yaklaşık üç yıllık istihdam kaybından kaynaklanan zararların karşılanmaması, temel anayasal hakların ihlalidir."
KHK'lı Görevliler İçin Potansiyel Etki
AYM'nin bu kararı, 2016-2018 döneminde benzer şekilde Olağanüstü Hal kapsamında çalışma izni iptal edilen binlerce öğretmen, akademisyen ve kamu görevlisine emsal teşkil etmektedir. Karar, Resmi Gazete'de 8 Haziran 2026'da yayımlanarak kesin hüküm niteliğini aldı. Hukuk müşavirlerine göre, benzer durumda olan görevlilerin tazminat taleplerinde bu karar esas alınabilecek ve mahkemeler yeni başvuruları değerlendirirken daha destekleyici yaklaşım sergileyebileceklerdir.
Karar, aynı zamanda devletin hukuka aykırı işlemlerinden kaynaklanan zararların sadece işlemin iptali ile sona ermediğini, bunun yerine gerçek tazminatın da sağlanması gerektiğini hukuki açıdan pekiştirmiştir. Bu ilke, idari yargıda başvurucuların haklarını daha güçlü hale getiren ve devlet kurumlarının yanlış işlemlerine karşı denetim mekanizmasını kuvvetlendiren bir adım olarak değerlendirilmektedir.
667 sayılı KHK nedir?+
Başvurucuya AYM karar sonrasında ne yapılacak?+
Benzer durumda olan diğer görevliler ne yapabilir?+
Karar ne kadar geriye gidebilir, kademeleme var mı?+
Bu karar idari kurumlar için ne anlam taşıyor?+
Bülten Aboneliği
Haftada bir, teknoloji ve dijital dünyadan seçtiklerimiz e-postanda. Spam yok, sadece içerik.


