Ezan Yasağının Tarihi Türkiye'de Nasıl Sonlandığı Ortaya Çıktı

Türkiye'de 1932'den itibaren Arapça ezan okunması yasaklanmış, bu yasağı takip etmek için CHP'ye ispiyonculuk talimatı verilmişti.

3 dk okuma 22 görüntülenme
ezan

Türkiye'nin modern tarihinin en tartışmalı bölümlerinden biri olan ezan yasağı, 1932 yılının Şubat ayında başlamış ve devlet gücünün tamamı seferber edilerek uygulanmıştır. Kadir Gecesi'ne denk gelen 3 Şubat 1932 akşamı Teravih Namazı sırasında Ayasofya Camii'nde toplanan sefaretler ve azınlık temsilcileri tarafından desteklenen bu yasak, ülke genelinde ciddi baskılarla takip edilmiştir.

İçindekiler

Yasağın Uygulanma Şekli ve Cezalandırma

Ezan okuyanları yakalamak için devlet bünyesinde geniş bir denetim sistemi kurulmuştur. Camilere kadar giren jandarma birlikleri, Arapça ezan ve kamet okuyanları yaka paça götürüyordu. Gözaltına alınan birçok kişinin akıbeti kayıtlarda belirsiz kalırken, belgelenen vakalarda yaşanan işlemler oldukça ağır sonuçlanmıştır.

Bursa Ulucami'nde ezan-ı aslî okunmasının ardından, idari merciler şiddetli tepki göstermiştir. 3 Şubat 1933 yılında bu olaya karşı gözaltına alınan cemaat günlerce sorgulandıktan sonra 70 kişi isyancılık suçlamasıyla Çorum Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edilmiştir. Basın da her gün uygulanacak cezaları "ders niteliğinde" yayınlayarak toplum üzerinde baskı oluşturmuştur.

Devlet ve Din Kurumunun Rolü

Temmuz 1932'de Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi, Arapça ezan yasağına uyulması gerektiğine dair bir genelge yayınlamış ve fetva desteği sağlamıştır. Bu, Hilafet kaldırılırken söz verilen "Diyanet'in bütün dini görevleri yerine getireceği" sözüyle çelişiyordu. CHP yönetimi ise 1936 yılında Genel Sekreter Recep Peker'in il ve ilçe başkanlıklarına gönderdiği yazıyla, parti üyelerine yasağa aykırı davranışları bildirme talimatı vermişti. Resmi olmayan bu ispiyonculuk sistemi hiçbir araştırma yapılmadan işleme sokuluyor, adı geçenlere yargısız ceza uygulanabiliyordu.

Harita Üzerinde Farklı Uygulamalar

Hatay bölgesinde yaşananlar konunun ilginç yönünü ortaya koymaktadır. Fransa işgali altında olan bölgede, işgalci güçler ezanın okunmasına izin vermişti. Ancak 5 Temmuz 1938'de Türk ordusunun Hatay'a girmesiyle durum değişmiştir. Altı buçuk yıldır serbestlik içinde ezanlarını okuyan Müslümanlar, Türk komutanların yasaklaması sonucu yeniden kısıtlama altına girmiştir. Bu çelişki, dönemin siyasi tercihlerinin ne denli karmaşık olduğunu göstermektedir.

Ezan yasağı tam olarak ne zaman başladı?+
3 Şubat 1932 akşamı Kadir Gecesi'ne denk gelen Teravih Namazı sırasında Ayasofya Camii'nde başlamıştır. Sefaretler ve azınlık temsilcileri tarafından desteklenen bu yasak, o günden itibaren ülke genelinde uygulanmaya konulmuştur.
Ezan yasağını takip etmek için neler yapılmıştır?+
CHP yönetimi 1936'da parti üyelerine yasağa aykırı davranışları bildirme talimatı vermiştir. Genel Sekreter Recep Peker'in gönderdiği yazıda, partililerden "haberleri vakit geçirmeden Hükümete bildirmeleri" istenmiştir. Bu sistem hiçbir araştırma yapılmadan işlemeye konulmuştur.
Diyanet Kurumu ezan yasağına nasıl destek verdi?+
Diyanet İşleri Başkanı Rifat Börekçi, 18 Temmuz 1932'de Arapça ezan yasağına titizlikle uyulması gerektiğine dair resmi bir genelge yayınlayarak kurumsal destek sağlamıştır.
Bursa'da ezan okunması olayının sonucu ne oldu?+
3 Şubat 1933'te Bursa Ulucami'nde ezan-ı aslî okunması üzerine, 70 kişi gözaltına alınmış ve sorgulandıktan sonra isyancılık suçlamasıyla Çorum Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edilmiştir.
Hatay'da ezan yasağının uygulanması neden ilginçti?+
Fransa işgali döneminde Hatay'da ezan serbest okunuyordu. Ancak 5 Temmuz 1938'de Türk ordusu bölgeye girdikten sonra ezan yasağı yeniden uygulanmaya başlanmıştır. Bu durum, Müslümanların işgalci ülkede daha fazla dini özgürlüğe sahip oldukları paradoksunu yaratmıştır.

Bülten Aboneliği

Haftada bir, teknoloji ve dijital dünyadan seçtiklerimiz e-postanda. Spam yok, sadece içerik.

Benzer Haberler

Yorumlar

0
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!