Türkiye Katar ve Pakistan'la Ortadoğu'da Yeni Eksen Kuruyor
Türkiye, Katar ve Pakistan ile oluşturduğu stratejik ortaklık, Ortadoğu'da İsrail'e karşı yeni bir güç merkezi haline geldi.

Türkiye, Katar ve Pakistan ile kurduğu yeni stratejik ortaklık, Ortadoğu'daki dengeleri değiştirmeye başladı. İsrail basınına göre, bu üçlü ittifak bölgedeki en dikkat çeken ve anlaşılması gereken unsur haline geldi. Ankara'nın bu koalisyonu liderliğinde, etki alanını Suriye'den Irak'a, Lübnan'a kadar genişletme çabası, Tel Aviv'de endişe yaratıyor.
İçindekiler ›
Stratejik Üçlünün Yapısı
Türkiye'nin ortaklığının merkezinde yer aldığı ittifak, üç kilit oyuncudan oluşuyor. Katar, ekonomik gücü ve doğal gaz kaynakları ile Ankara'nın en yakın müttefiklerinden biri. Ankara'nın Katar'da daimi bir askeri üssü bulunması, stratejik derinliğini gösteriyor. Pakistan ise üçlüyü tamamlayan unsur olarak Batı'ya alternatif silah tedarikçi konumundadır; Türkiye, İslamabad'ın dördüncü büyük silah kaynağı durumundadır.
Bu ittifakın kapsamı sadece askerî değil. Ankara, ekonomik ve diplomatik alanında da Katar ve Pakistan ile yakın bağlar geliştirmiştir. Suudi Arabistan ve Mısır'ın da bu eksene dahil olabilme potansiyeli, ittifakın bölgesel ağını daha da genişletme ihtimalini ortaya koymaktadır.
Türkiye'nin Bölgedeki Nüfuz Alanı
Ankara'nın etki sahası, Gazze savaşı sonrası hızla genişlemiştir. Suriye'de Beşar Esed rejiminin çöküşünden sonra Türkiye, Şam'da birinci etki gücü haline geldi. Irak'ta Hamas ve diğer silahlı gruplarla yakın ilişkiler, Lübnan'da ise Sünni çoğunluğun yoğun olduğu Trablus ve Akkar bölgelerinde Türkmen toplulukları üzerinden sessiz bir nüfuz kurma stratejisi izlenmektedir.
Bu stratejik derinleşme, ABD yönetiminin en üst kademelerine kadar ulaşmıştır. Başkan Trump'ın Suriye hükümetinin Lübnan'daki muhtemel rolüne ilişkin açıklamaları, Türkiye'nin pozisyonlarının Washington'da ne kadar etkili olduğunu yansıtmaktadır.
İsrail ile Kapanan İlişkiler
Türkiye-İsrail stratejik ortaklığının on yıllara dayanan temellerinde çatlaklı oluştu. İsrail, Haziran ayında Ermeni soykırımını resmen tanıdığında, Ankara bu adımı İsrail'in dikkati Gazze'deki savaştan uzaklaştırma girişimi olarak nitelendirdi. Tanımadan sonraki haftalarda Başkan Netanyahu, ABD Başkanı Trump'a Türkiye'ye F-35 savaş uçağı satışına izin vermemesini talep etti.
1990'lar boyunca İsrail ve Türkiye, Ortadoğu'daki en yakın stratejik ortaklar arasında yer almıştı. Askeri iş birliği, istihbarat paylaşımı ve bölgesel tehditlere karşı ortak endişeler, iki ülke arasındaki bağı kurmaktaydı. Ancak bu ilişki, Gazze savaşı, Türk ekonomik baskısı ve artan hukuki çekişme sonucu derinlemesine bozuldu. Her iki ülke de yakın zamanda ilişkilerin onarılmasını beklemiyor.
NATO Zirvesinin Daha Geniş Anlamı
Ankara'da gerçekleştirilen NATO'nun 32. Zirve Toplantısı, sembolik değerinin ötesinde daha derin mesajlar içeriyordu. Türkiye'nin NATO ev sahipliği yapması, Batı ittifakı içerisindeki konumunu yeniden vurgulaması anlamına geliyordu. Başkan Erdoğan, bu çatı altında Ankara'nın Batı bloğundan ayrılmaya niyeti olmadığını gösterirken, aynı zamanda bölgeseldeki bağımsız stratejik hamlelere devam etmektedir.
NATO zirvesinin "ana teması" üye ülkelerin askeri harcamalarını milli gelirinin yüzde 5'ine çıkarılması olsa da, gerçek gündem çok daha karmaşıktı. Uluslararası ilişkilerde çifte standart her zaman geçerli olmakta; Batı ittifakına bağlılık ile bölgesel güç kurma çabası aynı anda yürütülebilmektedir.
Türkiye-Katar-Pakistan ittifakı ne amaçlıyor?+
Türkiye neden İsrail'in Ermeni soykırımı tanımasını olumsuz değerlendirdi?+
Türkiye'nin Suriye'de neden önemli bir etki gücü olması bekleniyor?+
NATO Zirvesi Türkiye'nin bölgesel politikasını nasıl etkiledi?+
Pakistan neden Türkiye'nin stratejik ortağı olarak önemlidir?+
Bülten Aboneliği
Haftada bir, teknoloji ve dijital dünyadan seçtiklerimiz e-postanda. Spam yok, sadece içerik.


