Çelik Sektöründe Arz Fazlası Küresel Enerji Krizini Derinleştiriyor
Küresel çelik üretim kapasitesi talepten çok daha hızlı artmaya devam ediyor ve bu durum enerji krizini derinleştiriyor.

Uluslararası Ekonomi Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yayımlanan "Çelik Görünümü 2026" raporunda, küresel çelik sektöründe yaşanan kapasite fazlasının enerji kriziyle olan ilişkisi ortaya kondu. Raporda, talep daralmış olmasına rağmen üretim kapasitesinin istikrarlı şekilde artmaya devam ettiği ve bu dengesizliğin enerji kaynakları üzerinde artan baskıya yol açtığı vurgulandı. Öte yandan, Türkiye'nin ihracatı 2025'te yüzde 2,9 artarak 17,5 milyon tona çıkması ve küresel ticaretteki payını yüzde 5,4'e yükseltmesi, sektörde Ankara'nın konumunu güçlendirdi.
İçindekiler ›
Küresel Arz Fazlası Boyutları
OECD'nin analiziyle göre, 2024 yılında küresel atıl üretim kapasitesi 640 milyon tona ulaştı ve bu rakamın 2028'e kadar 745 milyon tona yükselecek olması bekleniyor. Söz konusu fazla kapasite, tüm OECD ülkelerinin mevcut yıllık çelik üretiminin yaklaşık 320 milyon tonunu aştığında, sektördeki dengesizliğin boyutları daha iyi anlaşılıyor. Küresel çelik talebinin, 2026 ile 2028 arası sadece 34 milyon ton artması beklenirken, üreticilerin aynı dönemde 139 milyon tonluk yeni kapasite eklemeyi planlaması bu çelişkiyi somut hale getiriyor.
Çin Etkisi ve Sübvansiyon Derinleşiyor
OECD raporuna göre, küresel çelik fazlasının yüzde 54'ü Çin kaynaklı ve bu oran her geçen yıl artıyor. Pekin yönetiminin çelik üreticilerine sağladığı sübvansiyon, 2019 yılından bu yana neredeyse iki katına çıkarak OECD ülkelerindeki üreticilerin aldığı destek miktarının 15 katına ulaştı. 2024'te bir Çin çelik şirketi, toplam varlıklarına oranlandığında, diğer bölgelerdeki üreticilere kıyasla 15 kat daha fazla kamu desteği aldı. Bu mali avantaj, Çinli üreticileri uluslararası pazarlara dampingli ve sübvansiyonlu ürün satışı yapmaya yönlendiriyor.
Nitekim Çinli çelik üreticileri 2025'te rekor düzeyde 131 milyon ton çelik ihraç etti; bu 2020 yılına kıyasla yüzde 153'lük bir artış anlamına geliyor ve Avrupa Birliği'nin o yıl toplam çelik üretimini dahi geride bıraktı. Çin'in iç pazarındaki talep yavaşlaması, üreticileri ihracat pazarlarına yönlendirmiş; bu durum, uluslararası çelik ticaretinin yapısını temelden değiştirdi.
Enerji Maliyeti ve Kapasite Krizi
Rapora göre, hammadde arzı üzerindeki artan baskılar ve enerji girdilerindeki yükselmeler, küresel çelik sanayisinin kârlılığını ciddi şekilde tehdit ediyor. Kapasite fazlası sürdüğü sürece, fiyatlar aşağı yönlü baskı altında kalacak ve üretim maliyetlerinin önemli bir bölümünü oluşturan enerji giderleri, sektörün marjlarını erimesine neden olacak. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, zararlı sübvansiyonlar ve piyasa dışı uygulamaların adil rekabeti imkânsız hale getirdiğini belirtti.
Türkiye'nin Başarısı ve Bölgesel Fark
Aynı dönemde küresel pazardan gerilemek yerine Türkiye çelik ihracatında yüzde 2,9 artış sağlayarak stratejik bir başarı elde etti. Avrupa'nın toplam ihracatı yüzde 19,4 düşerek 50 milyon tona gerilirken, Türkiye ihracatını artıran ülkeler arasında öne çıktı. AB ve İngiltere'nin kombinasyon ihracatı yüzde 9,2 azalışla 22,8 milyon ton olarak gerçekleşti. Bu veriler, Ankara'nın üretim verimliliği ve pazarlama kapasitesinin bölgesel rakiplerden daha güçlü olduğunu gösteriyor.
OECD tahminine göre, küresel çelik talebinin 2030 yılına kadar yıllık ortalama sadece yüzde 0,9 artacağı öngörülüyor. Bu dönemde Asya ve Afrika kaynaklı büyüme beklense de, Hindistan'ın üretimini 40 milyon ton, ASEAN ülkelerinin ise 30 milyon ton artıracağı tahmin ediliyor. Buna karşılık Kore ve Japonya'da üretim gerilemesi öngörülüyor. Çin'de talebin 2025'te yüzde 6,9 azalarak 830,94 milyon tona, 2026'da ise yüzde 0,6 düşüşle 826,22 milyon tona gerilemesi bekleniyorsa da, ülke dünyanın en büyük üreticisi olmayı sürdürecek.
Beklentiler ve Risikler
Kapasite fazlasının kalıcılığı konusunda kaygı taşıyan uluslararası kuruluşlar, bu durumun yerli çelik sanayilerinin kârlılığını ve uzun vadeli sürdürülebilirliğini zayıflatabileceğini uyarıyor. İnşaat, savunma ve enerji altyapısı gibi stratejik sektörler için kritik önem taşıyan çeliğin, kapasite krizinin derinleşmesiyle ithalatçı ülkelerin bağımlılığını artıracağı değerlendiriliyor. Adil rekabet koşullarını yeniden tesis etme çabalarının, ticari tedbirlerin arkasından dolanılması nedeniyle etkisizleştiğine dikkat çeken OECD, uluslararası düzeyde koordineli çözümlerin gerekliliğini ortaya koyuyor.
Küresel çelik arz fazlası neden enerji kriziyle bağlantılı?+
Çin neden bu kadar çok çelik ihraç ediyor?+
Türkiye neden bu ortamda ihracatını artırdı?+
Atıl kapasite nedir ve 2028'de ne olacak?+
Kapasite krizi hangi sektörleri etkileyebilir?+
Bülten Aboneliği
Haftada bir, teknoloji ve dijital dünyadan seçtiklerimiz e-postanda. Spam yok, sadece içerik.


