Kıbrıs Garantörlüğünü NATO'ya Devretme Planı Türkiye Tarafından Reddedildi

Türkiye, adanın güvenliğinin kendi güvenliği olduğunu vurgulayarak iki devletli çözümden başka alternatifile kabul etmeyeceğini açıklamıştır.

3 dk okuma 5 görüntülenme
kıbrıs

Birleşmiş Milletler'in Kıbrıs dosyasında yapılan yeni girişim, adanın güvenlik yapısını radikal biçimde değiştirmeyi hedeflemiştir. Rum basınına yansıyan detaylara göre, BM Genel Sekreteri'nin görevlendirildiği María Ángela Holguín tarafından hazırlanan planda, Türkiye'nin 1960'tan beri sahip olduğu garantörlük yetkisinin NATO şemsiyesiyle ikame edilmesi öngörülmektedir. Türk resmi makamları bu planı kategorik şekilde reddetmiştir.

İçindekiler

Plana Göre Önerilen Yeni Sistem

İddia edilen planda yer alan öneriler, adanın siyasal ve askeri yapısını temelden değiştirmeyi amaçlamaktadır. Maraş, Güzelyurt ve Mesarya'nın bazı bölümlerinin Rum tarafına bırakılması karşılığında, Kıbrıs Türk tarafına tanınma, siyasi eşitlik, doğrudan ticaret ve doğrudan uçuş imkanı vaat edilecektir.

En kritik başlık olarak değerlendirilen güvenlik boyutunda ise, adaya NATO gücünün yerleştirilmesi, NATO üsleri kurulması ve Türk, Yunan, İngiliz, Fransız ile Amerikan askerlerinin statüsünün tanımlanması seçenekler arasında yer almaktadır. Bu yapılanma, Türkiye'nin uluslararası anlaşmalara dayanarak sahip olduğu garantörlük hakkını NATO bünyesine almayı amaçlamaktadır.

Plana göre Ada'da iki kurucu devlet, iki parlamento ve sınırlı yetkili merkezi hükümet oluşturulacak, merkezde 5-6 bakanlık bulunacak ve başkanlık konseyi dönüşümlü işleyecektir. Rum tarafı bu modeli "federasyon", Türk tarafı "konfederasyon" olarak nitelendirebilecek ve bu esnek çerçeveye "yaratıcı muğlaklık" adı verilmektedir.

Türkiye'nin Kesin Tutumu

Milli Savunma Bakanlığı, plan iddialarına derhal yanıt vererek Türkiye'nin Kıbrıs politikasının değişmediğini açıklamıştır.

"Ada'da kalıcı, adil ve sürdürülebilir bir çözüm ancak Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesine dayanan iki devletli çözüm temelinde mümkündür"
denilmiştir.

Resmi açıklamada vurgulanan temel nokta, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin güvenliğinin Türkiye'nin güvenliği olduğu ve Kıbrıs Türk halkının haklarını yok sayan hiçbir girişimin kabul edilemeyeceğidir. Bakanlık, Türkiye'nin garantör devlet sıfatıyla uluslararası anlaşmalardan ve uluslararası hukuktan kaynaklanan meşru hak ve yetkilerini kullanmaya devam edeceğini belirtmiştir.

BM'nin Son Çabası ve Müzakere Zeminindeki Değişim

Görev süresi yıl sonunda sona erecek olan Guterres, Kıbrıs konusunda son bir inisiyatif almak istemekte, bu bağlamda adadaki tarafları, üç garantör devleti ve uluslararası aktörleri kapsamlı müzakere masasına getirmeyi hedeflemektedir. Plana göre Temmuz ayı içerisinde 5+1 formatında bir toplantı düzenlenmesi amaçlanmaktadır.

Son kapsamlı müzakere 2017'de Crans-Montana'da gerçekleştirilmiş, Rum tarafının "sıfır garanti, sıfır asker" pozisyonuna diretmesi nedeniyle başarısız olmuştur. Türkiye o zaman sonraki süreçte desteklediği iki bölgeli ve iki toplumlu federasyon modelinden vazgeçerek iki devletli çözümü benimsemiştir. Ancak önemli bir gelişme olarak, 2025 senesinde yapılan KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimini federasyon çözümünü savunan Tufan Erhürman kazanmıştır, bu da Kıbrıs Türk kamuoyunda belirli düzeyde federasyon talebinin varlığına işaret etmektedir.

Müzakerelerin Yeniden Başlaması Olasılığı

Erhürman'ın seçilmesi, müzakere sürecinin yeniden başlatılması açısından kolaylaştırıcı bir unsur olarak görülmektedir. Ancak Rum tarafının çözüme yaklaşımında herhangi bir değişikliğe ilişkin somut göstergenin bulunmadığı, Ankara-Brüksel hattında yürütülen pazarlığın toprak, tanınma, doğrudan uçuş ve doğrudan ticaret meselelerini kapsadığı belirtilmektedir.

Kıbrıs garantörlüğü nedir?+
1960'ta Kıbrıs bağımsızlığını kazandığında Türkiye, Yunanistan ve İngiltere garantör devlet olarak atanmıştır. Türkiye bu statüyle adada asker bulundurmaya ve adanın egemenliğini koruma hakkına sahiptir.
BM Genel Sekreteri'nin kişisel temsilcisi kimdir?+
María Ángela Holguín, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres tarafından Kıbrıs dosyası için görevlendirilmiş kişisel temsilcidir ve yoğun diplomasi yürütmektedir.
Crans-Montana görüşmeleri neden başarısız oldu?+
2017'de Crans-Montana'da yapılan müzakerelerde Rum tarafı "sıfır garanti, sıfır asker" pozisyonuna sıkı sıkıya tutunmuş, bu durum Türkiye'nin Kıbrıs siyasetini iki devletli çözüme yönlendirmiştir.
Tufan Erhürman'ın seçilmesi müzakereleri nasıl etkileyebilir?+
Erhürman federasyon çözümünü savunmaktadır, bu da müzakere masasının yeniden kurulması için bir açılım sunabilir. Ancak Rum tarafının ve uluslararası aktörlerin tutumunda değişiklik görmek gereklidir.
Plana göre 5+1 formatı ne anlamına gelmektedir?+
5+1 formatı, iki taraf (Kıbrıs Rum tarafı ve KKTC) ile üç garantör devlet (Türkiye, Yunanistan, İngiltere) ve Birleşmiş Milletler'in katılacağı müzakere yapısını ifade etmektedir.

Bülten Aboneliği

Haftada bir, teknoloji ve dijital dünyadan seçtiklerimiz e-postanda. Spam yok, sadece içerik.

Benzer Haberler

Yorumlar

0
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!
app store'da indir