Netanyahu Trump Görüşmesinde İran Anlaşmasına Karşı Çıktı, Baskı Altında Kaldığını Doğruladı

Netanyahu'nun bu tutumu, savaş ateşkesiyle birlikte başlaması beklenen yolsuzluk soruşturması tehdidi ile ilişkilendirilmektedir.

4 dk okuma 14 görüntülenme
israil başbakanı

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump ile gerçekleştirdiği gizli telefon görüşmesinde İran ile yapılması planlanan anlaşmaya karşı çıktığını ve Trump'ın kendisine "dizginleme" baskısı yaptığını doğrulamıştır. Bakanlar Kurulu toplantısında açıklanan bu ayrıntılar, Netanyahu'nun uluslararası baskıyla karşı karşıya olduğunun net göstergesidir.

Netanyahu'nun Baskı İtirafı

Görüşmenin ardından İsrail basınına sızan bilgilere göre Netanyahu, Trump'ın İran kaynaklı olası misilleme saldırılarına verileceğini yanıt "sınırlandırmaya" çalıştığını bizzat itiraf etmiştir. Netanyahu, Bakanlar Kurulu'nda şunları söylemiştir:

"Baskı yaptığını başından beri biliyorum, ancak geri adım atmayacağız."

Trump, görüşmede İsrail'in İran hedeflerine yönelik olası saldırılarını kısıtlanması yönünde net tavır takınırken, Netanyahu bu konuda diplomasi yerine güç kullanımını savunmuştur. Trump'ın "Sizin halkınızdan herhangi biri öldürüldü mü?" sorusuna karşılık olarak Netanyahu,

"Yalnızca insanlar öldürülürse karşılık verdiğimiz bir denklemi kabul etmeye hazır değilim"
cevabını vermiştir. Bu ifade, İsrail'in altyapı veya sembolik hedeflere yönelik saldırıları da misillemeye hazır olduğunu göstermektedir. Anlaşma Taslağında Büyük Boşluklar

Trump, İran ile "birkaç gün içinde" anlaşma imzalanacağını duyurmuş ve 11 Haziran'da planlanması belirtilen saldırıları iptal etmiştir. Ancak anlaşma taslağında sadece nükleer silah elde edilmemesi yönünde taahhütler yer almış, balistik füzeler ve vekil güçlere yönelik herhangi bir madde bulunmamıştır.

Netanyahu, bu eksikliklere tepki göstererek görüşmede anlaşmanın kendisini "yeterince tatmin etmediğini" ifade etmiştir. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, cuma günü yaptığı açıklamada Trump'ın Amerikan çıkarları doğrultusunda bir anlaşma yürüttüğünü belirtmiş, İsrail'in nükleer silah, füzeler ve vekil güçler konusundaki ortak ilkelere sadık kalınmasını beklediğini vurgulamıştır. Ancak resmi anlaşma metni bu beklentileri karşılamamıştır.

Bağımsızlık Vurgusu ve Gerçekçi Olmayan Tutum

Netanyahu, Washington'a bağımlılık eleştirilerine de yanıt vermiş,

"Amerikalılara bağımlı değiliz, biz onların müttefikiyiz"
diyerek ilişkinin "bağımlılık değil ortaklık" çerçevesinde yürütüldüğünü savunmuştur. Aynı şekilde İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, ülkenin İran'a karşı "bağımsız harekat kapasitesine" sahip olduğunu belirtmiş, ancak ABD ile birlikte hareket etmeyi tercih ettiklerini vurgulamıştır. Netanyahu'nun Savaş Sonrası Kaygıları

Yazılı kaynaklar, Netanyahu'nun anlaşmanın kabulüne direnmesinin arkasında yaşamsal bir tehdidin yattığını işaret etmektedir. Savaş biterse Netanyahu, yolsuzluk soruşturmasına ve potansiyel hapis cezasına karşı karşıya kalacaktır. Netanyahu'nun "Savaş zamanı Başbakanı" kimliği sayesinde iç siyaset gündeminde merkezi konumda kalabilmesi, anlaşmanın ardından ortadan kalkacaktır.

Lübnan'daki katliamlara rağmen Hizbullah'ı tamamen yok edememesi ve İsrail ordusunda artan intihar vakaları, Netanyahu'nun kamuoyu gözündeki başarı narrativini zayıflatmıştır. Dört ay sonra yapılması planlanan İsrail seçimlerine bu gelişmelerin yansıması beklenmektedir.

İran'ın Net Kazançları

Görüşme detaylarından anlaşılan kadarıyla İran, anlaşmadan büyük menfaat sağlamaya hazırlanmaktadır. Hürmüz Boğazı'nın kontrolü, yaptırımların kaldırılması ve dondurulmuş varlıkların salınması gibi taahhütler ile İran, net kazançla savaştan sıyrılmakta görünmektedir. İran basını ise ABD'nin anlaşmanın "onay aşamasında" olduğu iddiasını reddetmiş, Tahran'dan resmi bir onay çıkmadığını duyurmuştur.

Netanyahu için ise durum tersdir. Hem dünya kamuoyunda hem de mühimmat depoları açısından İsrail zayıflamıştır. ABD'nin Orta Doğu'daki en yakın müttefiki olan İsrail, Trump'ın diplomatik hamlelerine engel olmakta başarısız kalmış ve bu başarısızlık iç siyasette yıkıcı etkileri olacaktır.

Netanyahu neden İran anlaşmasına karşı çıkıyor?+
Netanyahu, anlaşmanın sadece nükleer silah elde edilmemesi konusunda taahhüt içerdiğini, balistik füzeler ve İran'ın vekil güçlerine yönelik herhangi bir madde barındırmadığını ileri sürmektedir. Ayrıca savaş biterse kendisini yolsuzluk soruşturması beklediği için, anlaşmaya karşı çıkarak savaşın devamını savunmaktadır.
Trump Netanyahu'ya ne tür baskı yaptı?+
Trump, İran ile diplomatik bir anlaşma yapılması konusunda ısrarcı davranmış ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını sınırlandırması için net bir tavır takınmıştır. Netanyahu, görüşmede Trump'ın "dizginleme" çalışması yaptığını ve baskı uyguladığını açıkça doğrulamıştır.
Netanyahu'nun savaş sonrası karşılaşacağı tehdit nedir?+
Netanyahu savaş biterse kapsamlı bir yolsuzluk soruşturması ile karşı karşıya kalacak ve potansiyel olarak hapis cezasına çarptırılabilecektir. Savaş zamanı başbakan kimliği sayesinde bu soruşturmadan kaçınabilmiş, savaş biterse bu korunmanın kalkacağı beklenmektedir.
İran anlaşmasından kim kazanç sağlıyor?+
İran, anlaşmanın ardından yaptırımların kaldırılması, dondurulmuş varlıklarının salınması ve Hürmüz Boğazı'nın kontrolü gibi büyük kazançlar elde etmektedir. Karşılık olarak sadece nükleer silah elde etmeme taahhüdü vermekte, füzeler ve vekil güçler konusunda herhangi bir sınırlandırma kabul etmemektedir.
Netanyahu neden "bağımsız harekat kapasitesine" sahip olduğunu vurguluyar?+
Netanyahu, ABD'ye bağımlılık suçlamalarına karşılık olarak, İsrail'in tek başına İran'a karşı operasyon gerçekleştirme gücüne sahip olduğunu belirtmek istemektedir. Bu açıklama, Trump'ın baskısına rağmen İsrail'in özerk kararlar alabileceğini göstermek amacıyla kullanılmaktadır.

Bülten Aboneliği

Haftada bir, teknoloji ve dijital dünyadan seçtiklerimiz e-postanda. Spam yok, sadece içerik.

Benzer Haberler

Yorumlar

0
Henüz yorum yok. İlk yorumu sen yap!